<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695</id><updated>2012-02-12T12:39:12.890-08:00</updated><title type='text'>Gülnur</title><subtitle type='html'>www.gulnurdemirbilek.com</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>27</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-4407505806162661268</id><published>2011-11-30T02:06:00.000-08:00</published><updated>2011-11-30T11:27:39.730-08:00</updated><title type='text'>Vira..</title><content type='html'>Gidiyormuş. Hep iki lafın biriydi "gitmek". Uzağa, güneye, denize..&lt;br /&gt;Bilmem neden eyleme geçmeyecek gibi gelirdi bu sözcük. Konduramamışım demek ki gitmeyi ona da. Kondurmak istememişim ya da.. O da giderse yakınımda kim olacak, bir sözüme kim elini sırtıma koyup "merak etme ben buradayım" diyecek diye bencillik etmişim meğer. &lt;br /&gt;Mutlu, heyecanlıydı. Hayalleri vardı onun deyimiyle kimi küçük, kimi ulaşılmaz, kimi günlük, kimi ömür boyu süren. Hayalini gerçekleştirmenin hazzını taşıyordu kalbi şimdilerde. Kalanlara selam olsun o vakit. Zira giden, kalanları da götürüyor mu yanında bilmem, kalanlar gidenlerle bir parça gönderir mi onu da bilemem, bildiğim bir şey varsa uzaklar ona iyi gelecek. &lt;br /&gt;"Gidiyorum" dediğinde içimden geçenlerdi bunlar. Söylemedim yüzüne. Söyleyemedim. Zaten ben ona hep sessiz kaldım. Korkumdan, saygımdan, sevgimden.. Belki çoğunu anladı. Belki de duydu söylenmemişleri..&lt;br /&gt;O eski ama eskimeyen bir dost. Ağlatan, güldüren, öğreten, acıtan, zor zamanlarda yanında olan.. O denize, tek olmaya aşık, hayalleri olan bir adam..&lt;br /&gt;O denizine gidiyor..&lt;br /&gt;Yolu açık olsun.&lt;br /&gt;Ne derler yolcu yolunda gerek..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-4407505806162661268?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/4407505806162661268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2011/11/vira_30.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/4407505806162661268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/4407505806162661268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2011/11/vira_30.html' title='Vira..'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-1564172094487398787</id><published>2011-11-29T12:24:00.001-08:00</published><updated>2011-11-29T21:17:16.350-08:00</updated><title type='text'>Eylül için yazılmış eski bir yazı..</title><content type='html'>Kırk beş dakikası var gelecek Eylül'ün. Baharın kapısı aralanıyor. Kapı açılınca önce yaprakların rengi değişecek, sonra bir rüzgarla dökülecek ne var ne yoksa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bu ağustos uzundu haylice. Bitmek bilmedi gibi. İnsan bekler mi sonbaharı? Bekler.. ÇÜnkü gün gelir yaşanılası bir bahar gelir belki, sonbahar olsa bile..&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırk dakikası var gelecek Eylül'ün. Ne getirir, ne götürür bilinmez. Bilinir sadece bir rüzgar getireceği. Öyle bir rüzgar ki ne başına döndürür, ne sonunu gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yaşanılası şehir.. Yaşamıyor musun diyeceksin. Yaşıyorum tabii. Senin yaşadığın gibi.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otuz beş dakikası var gelecek Eylül'ün. Şimdi o rüzgar topluyor tüm şiddetini. Kolay değil.. Kolay mı yapraklarını dökmek bir sallayışta tüm ağaçların?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bu şehirde nefes alıyor beden. Yaşadıklarımla beraber yaşlanıyor benimle. Yorgun o yüzden. Bu şehir yorgun ve kırgın bu yüzden.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otuz dakikası var gelecek Eylül'ün.&lt;br /&gt;Otuz dakikası var giden Ağustos'un.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu şehrin neresinde duruyor hayat? Gidecek olanın otuzunda mı yoksa gelecek olanın otuzunda mı zaman?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-1564172094487398787?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/1564172094487398787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2011/11/eylul-icin-yazlms-eski-bir-yaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1564172094487398787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1564172094487398787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2011/11/eylul-icin-yazlms-eski-bir-yaz.html' title='Eylül için yazılmış eski bir yazı..'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-1650881368020193644</id><published>2011-01-03T12:51:00.000-08:00</published><updated>2011-11-29T21:16:32.212-08:00</updated><title type='text'>Seçiyoruz Değişiyor</title><content type='html'>Yedi tepeli şehirde iki yakayı ne birleştirir sorusuna cevaptır boğazın derin suları..&lt;br /&gt;Soluğunuzu tutup, seyre daldığınız dalgaları..&lt;br /&gt;Oysa suların üzerinde akan hayatlardır yakaları birleştiren birde..&lt;br /&gt;Onları taşıyan şehir hatları emektarları&lt;br /&gt;Hani bir simitle çaya bakan sevda yanıkları..&lt;br /&gt;Emektarlardır onlar&lt;br /&gt;Hiç açılmamış ve aslında Allah korusun bir şey olsa da sanki çok zor açılacak can simitler&lt;br /&gt;Artık yamalı olmuş oturma yerleri,&lt;br /&gt;Derin, kendine has kokusu ve tabii iskeleleri.&lt;br /&gt;Eskitilmiş sevda izleri..&lt;br /&gt;Martılara ziyafet çekilmiş ekmek kırıntıları..&lt;br /&gt;Balık kokusu, şu elimde görmüş olduğunuz seyyar dükkanları..&lt;br /&gt;Şimdiyse zamanı geldi değişimin.&lt;br /&gt;Yani öyle diyorlar..&lt;br /&gt;Siz seçin sevdiğiniz vapur modelini diye soruyor birileri....&lt;br /&gt;Köprü güvertesinde tente ve oturma yerleri mi olsun,&lt;br /&gt;Geminin arka kısmında ki tüm güvertelerde açık oturma yeri mi?&lt;br /&gt;Modern dizaynda mı olsun yoksa,&lt;br /&gt;günümüz şehir hatları formunda mı şekli şemaili?&lt;br /&gt;Yüz otuz beş bin oy kullanılmış şimdiye kadar..&lt;br /&gt;Herkes tıklamış değiştirmek için eskileri..&lt;br /&gt;Sonuçta hangisi olacak bilemem..&lt;br /&gt;Bildiğim merak edilecek sorular var tıklayıp soramadığımızı beşere,&lt;br /&gt;Sorun bakalım gidenlere,&lt;br /&gt;Neler geçirip, neler gördüler bunca zaman..&lt;br /&gt;Neler değişti, kimler emekli oldu onlardan önce?&lt;br /&gt;Bilirler miydi tersaneleri olduğunu, onlarında bir gün gidecek?&lt;br /&gt;Ve sorun bakalım gelenlere, geleceğe,&lt;br /&gt;Çaylar şirketten mi hala?&lt;br /&gt;Yine olacak değil mi seyyar sesleri?&lt;br /&gt;Yine martılar peşimizde değil mi?&lt;br /&gt;Ve..&lt;br /&gt;Hala aynı güzellikte midir boğazın derinliği?&lt;br /&gt;Hala aynı mıdır hayatlar sabah-akşam saatleri?&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;Denizin ortasında, boğazın derinliğinde değişim zamanı şimdi..&lt;br /&gt;Belki çoktan geldi zamanı,&lt;br /&gt;Belki geç kaldık bile…&lt;br /&gt;Lakin her değişen gibi ve her giden gibi bir tarafta hüznü taşıyor boğazın sesi..&lt;br /&gt;Hatıralar tersaneye..&lt;br /&gt;Denizin ortasında, boğazın derinliğinde “değiştir”...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-1650881368020193644?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/1650881368020193644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2011/01/seciyoruz-degisiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1650881368020193644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1650881368020193644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2011/01/seciyoruz-degisiyor.html' title='Seçiyoruz Değişiyor'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-2716894279459649541</id><published>2011-01-03T12:44:00.000-08:00</published><updated>2011-01-03T12:48:23.765-08:00</updated><title type='text'>Yorgun Düştük Biz Geçen Bahardan..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TSI17ntpwKI/AAAAAAAAAdI/ovKUSaKviB4/s1600/talihoyunlari_sonbahar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 244px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TSI17ntpwKI/AAAAAAAAAdI/ovKUSaKviB4/s320/talihoyunlari_sonbahar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558064188517630114" /&gt;&lt;/a&gt; Veresiye defterlerimiz var bizim, hani mutluluğu umarsızca alıp ödemeyi aybaşı yapmaya çalıştığımız.&lt;br /&gt;İki kuruşa sevda alıp, bir kuruşta paraladığımız.&lt;br /&gt;Kocaman dünyamda ne kadar yalnızım diyen şarkılarımız,&lt;br /&gt;Güneşi görmek için çırpınan mısralarımız,&lt;br /&gt;Şafak vakti attığımız naralarımız.&lt;br /&gt;Oysa,&lt;br /&gt;Yorgun düştük biz, geçen bahardan.Geçen bahardan kaldı borçlarımız..&lt;br /&gt;Fark etmedik yine,&lt;br /&gt;Bahar bu denli gelmişken kapımıza,fark etmedik veresiye yazılmış gönül defterlerinde kalan kırıntıları..&lt;br /&gt;Bir söze kıymışlığımız sevda günlüklerinde kurutulmuş yürek çarpıntılarını..&lt;br /&gt;Mısraları hiç sevmediğimizi,&lt;br /&gt;Şarkılarda aslında hiç ağlamadığımızı&lt;br /&gt;Fark etmek istemedik biz.&lt;br /&gt;Şimdi düşünce akla yanlış hikâyelerin yanlış kahramanları,&lt;br /&gt;Şimdi düşünce akla yanlış zaman sevdaları&lt;br /&gt;Şimdi düşünce akla kenara atılmış sevda yanıkları,&lt;br /&gt;Şimdi düşünce akla gurbet zamanları&lt;br /&gt;Vuslat sancıları&lt;br /&gt;Hasret çığlıklarında kaçırılmış vagonları..&lt;br /&gt;Biz geç kalmış, çok yorulmuşuz meğer..&lt;br /&gt;Yine kaçıp,&lt;br /&gt;Suçu bahara atmışız o yüzden.&lt;br /&gt;Demişiz ki bilmemezliğe vurup;&lt;br /&gt;“Uzun ve amansız geçen kış mı zordu&lt;br /&gt;Yoksa bulutların arkasına gizlenen güneşi beklemek mi bu kadar yordu bedeni?&lt;br /&gt;Çile mi yoksa vuslatın bedeli miydi çekilen?&lt;br /&gt;Şimdi mi çıkıyor bedeli bedenimizden&lt;br /&gt;Cevap alamamışız beşerden. Cevabını bimişliğimizden..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-2716894279459649541?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/2716894279459649541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2011/01/yorgun-dustuk-biz-gecen-bahardan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/2716894279459649541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/2716894279459649541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2011/01/yorgun-dustuk-biz-gecen-bahardan.html' title='Yorgun Düştük Biz Geçen Bahardan..'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TSI17ntpwKI/AAAAAAAAAdI/ovKUSaKviB4/s72-c/talihoyunlari_sonbahar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-8751958668710278099</id><published>2010-12-27T12:27:00.000-08:00</published><updated>2010-12-27T12:57:30.156-08:00</updated><title type='text'>Gidenle Gelen, Gelenle Giden</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRj8qMBUKwI/AAAAAAAAAdA/BWMkcAra61A/s1600/3073485075_f6efae25c1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 134px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRj8qMBUKwI/AAAAAAAAAdA/BWMkcAra61A/s200/3073485075_f6efae25c1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555467942072953602" /&gt;&lt;/a&gt; "Sene biterken kendi muhasebesini yapmak zor beşer için. Hele çetin bir yılı geride bırakıveriyorsa bedeni. &lt;br /&gt;Önce tek tek hatırlıyor olan biteni.&lt;br /&gt;Unutmadıklarını, unutmuş gibi yaptıklarını. &lt;br /&gt;Eksilenleri, artanları, fazla gelenleri, yarım kalanları.&lt;br /&gt;Hayal ettiklerini, hayallerini. Çoğu gerçekleşmeyen, bazısı hayalden gerçeğe dönüşmüş rüyaları.&lt;br /&gt;Yetmiyor bir de şaşkınlıklarını, aptallıklarını, gözden düşen yaşları; gözden düşenleri, gönülden gidenleri koyuyor kenara.&lt;br /&gt;Yetiyor mu?&lt;br /&gt;Yetmiyor. Kırılmışlıkları, kırmışlıkları, elvedaları, mutlu anları, gözünün içine bakıp da söylenmiş yahut söylenememiş kelamları.&lt;br /&gt;Gidenleri koyuyor kenara. Gidip de dönmeyecekleri. “Gidip de dönmemek, dönüpte görmemek var” diyenleri. Döndüğünde bile görülemeyenleri. Dönse bile artık görmeyecekleri.&lt;br /&gt;Acınası halleri, şen kahkahalı vakitleri.&lt;br /&gt;Okunmuşlukları, izlenmişlikleri, konuşulmuşlukları, dokunulmuşlukları ve dinlenmişlikleri.&lt;br /&gt;Kalp çarpıntılarını, mide ağrılarını.&lt;br /&gt;Hüznü nasıl da içte saklayıp, maskeleri takılmış bir balonun kahramanı olmayı. &lt;br /&gt;Şahit olmayı.&lt;br /&gt;Artık geri dönüşü mümkün olmayan zamanları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte beşer hepsinden bir tutam koyuyor giden zamanın muhasebesine.&lt;br /&gt;Sonra iyice allak bullak ediyor olan biteni.&lt;br /&gt;Sonunda biraz çiğ, biraz yanık kalıyor geçmiş zamanın muhasebesi.&lt;br /&gt;Belki ateş kordu bir zamanlar ondan yandı, belki ateş yanmadığında fark edilmedi ondan çiğ kaldı.&lt;br /&gt;Git bu sene.. Çabuk "git ki" ümidim olsun gelecek bahardan. Kimbilir belki gelenle kıvamı bulur yaşam. Belki gelen gideni aratmaz, unutturur. Ve düşülecek notlara yeni yılın sonunda, bir tutam da "mutluluk" olur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demişim geçen yıl bu zamanda.. Şimdi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;365 günü bitirmek. &lt;br /&gt;Dedemi kaybettim bu yıl. Dede sözcüğünü çıkardım lugatımdan. Derken "dede" olacağını öğrendim babamın.  &lt;br /&gt;Gidenlere selam ettim. Göründüler perde arkası sessizce. &lt;br /&gt;Bir kaç saate sığdı beş yüz küsür gün. Bir kaç saatte kapadım kapanmamış hesabımı.&lt;br /&gt;Artıları, eksileri yatırdık masaya. Masada sadece geçmiş kaldı. &lt;br /&gt;İlk defa bir başıma bir bavula bile bakmadan gittim bu sene. Bir bilete baktım sadece. Bir kaç saate sığdı uzaklaşmak. Planlı ben, plansız ben'e döndüm.&lt;br /&gt;Sonra yeniden rayına oturdu her şey.  Sudan çıkmış balık olmanın alemi yoktu. Suyuma geri döndüm. Bazen bulanık olur, bazen sakin, çarşaf gibi. Nadirdir deli dalgalarını görmek. Ben sakin halini sevdim. &lt;br /&gt;Çok şey beklemedim bu yıldan. Çok şey beklediğimi sandım.&lt;br /&gt;Zordu 2009'u kapatmak. Kolay olacak belli 2010'u bitirmek.&lt;br /&gt;Beklentilerimi azalttım. Artık tek bir beklediğim var. Uzun bir yoldan gelecek. &lt;br /&gt;Ne gözlerini biliyorum, ne sesini.&lt;br /&gt;Ne yüzünü gördüm, ne boyunu, posunu.&lt;br /&gt;Nisan'da gelecek diyorlar. Hayatımın erkeği ya da teyzesinin yeğeni :) &lt;br /&gt;İşte ben yeni yılda bir onu bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıla eskisinden not: Çabuk "git ki" ümidim olsun gelecek bahardan. Kimbilir belki gelenle kıvamı bulur yaşam. Belki gelen gideni aratmaz, unutturur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-8751958668710278099?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/8751958668710278099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/12/gidenle-gelen-gelenle-giden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8751958668710278099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8751958668710278099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/12/gidenle-gelen-gelenle-giden.html' title='Gidenle Gelen, Gelenle Giden'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRj8qMBUKwI/AAAAAAAAAdA/BWMkcAra61A/s72-c/3073485075_f6efae25c1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-1872034535440989507</id><published>2010-12-22T10:24:00.000-08:00</published><updated>2010-12-22T11:18:56.367-08:00</updated><title type='text'>Twitter</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRJOyQ7Zo2I/AAAAAAAAAcs/Nvar-bin-4g/s1600/twitter-haberler.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRJOyQ7Zo2I/AAAAAAAAAcs/Nvar-bin-4g/s200/twitter-haberler.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553587915945780066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRJNPR52W5I/AAAAAAAAAcc/HiL40eS5HmI/s1600/twitter_1401.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 134px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRJNPR52W5I/AAAAAAAAAcc/HiL40eS5HmI/s320/twitter_1401.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553586215400659858" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRJM_07-a7I/AAAAAAAAAcU/TaIkEHyxuUA/s1600/twitter-follow-me-post-400-x-297.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 238px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRJM_07-a7I/AAAAAAAAAcU/TaIkEHyxuUA/s320/twitter-follow-me-post-400-x-297.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553585949926910898" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRJChsRSQZI/AAAAAAAAAcM/8bCbc4uViU8/s1600/43911505eski-reklamlar-twitter.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 238px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRJChsRSQZI/AAAAAAAAAcM/8bCbc4uViU8/s320/43911505eski-reklamlar-twitter.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553574437088018834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir süredir hayatımda kendisi. Nasıl bir şey dediklerinde "Bilmem ki nasıl anlatılır. Yazıyorsun işte. Tanıdığın ya da tanımadığın okuyor yazdıklarını. Birilerini takip ediyorsun, birileri de seni takip ediyor." diyorum. "Ne yazıyorsun?" dediklerinde "Havadan, sudan.." diye cevap veriyorum. "Saçma değil mi?" diye eklediklerinde "Bilmem. Belki de saçmadır." diyorum.&lt;br /&gt;140 karaktere sığdırıyorum cümleleri. 141.karakteri yazamadığımdan sözcüklerden tasarruf ediyorum. Uzun yazmayı seven ben nasıl kısa yazabilirim diye kendimle savaşıyorum.&lt;br /&gt;Twitter dedikleri şeye takıldım gidiyorum.&lt;br /&gt;Peki sahiden nedir bu twitter?&lt;br /&gt;Neden var hayatımızda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Kullanıcının o anki halinden bahsettiği, diğer kullanıcıların ise takip ettiği basit bir anlık ileti sistemi Twitter. Twitterda amaç sizi takibe alan kişilere yazdığınız andaki eyleminizi, düşüncenizi, aktivitenizi bildirmek, o konular hakkında bilgi vermek."&lt;/em&gt; denilebilir ama işin aslı bu değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter'ın Türkçe anlamı cıvıldamak ya da kıkırdamak. Biz cıvıldamak diyelim. Bildiğiniz kuş sesleri. Zaten sembolü bu yüzden bir kuş. Mavi renkli bir kuş. (İlk zamanlar avatar resminiz bir gülen surattı. Twitter kendi içinde zamanla yenilendi. Değişikliğe gitti. Önce avatar resimleri bir kuş oluverdi şimdi yumurta. Ben yumurta olmam diyenler istedikleri bir resmi koyabiliyor tabii. Peki konulan resimler o kişi mi diyeceksiniz? Kimbilir. Belki o "o"dur. Belki "o" o değildir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter'ın amacı şu, "The best way to discover what’s new in your world." Dünyadaki yenilikleri keşfetmek.. Aslında haksız da sayılmazlar. Şu an kullanıcı sayısı hayli fazla. Sosyal medyanın yeni gözdesi olarak yorumlanıyor. Gazeteciler, siyasetçiler kendi hesaplarını açıp, görüşlerini buradan paylaşıyor. Ne yediğiniz de önemli, ne gördüğünüzde Twitterda. Hatta saçmaladığınız bir cümle bile. Öyle ki saçmalamayı bile kabul ediyorsunuz bir süre sonra. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki neden 140 karakter diyenlere verilen cevap şu; &lt;em&gt;"Bunun sebebi cep telefonlarının mesajlarının 160 karakter ile sınırlı olmasıdır. Twitter 20 karakteri kullanıcı adı için ayırır ve diğer 140 karakteri ise mesajlaşmanız için bırakır. Böylece Twitter mesajları cep telefonlarından da kolaylıkla gönderilebilir.&lt;br /&gt;Aynı zamanda 140 karakter  ile mesajlaşmak, mesajların “kolay okunmasına” ve “kolay yazılmasına” olanak sağlar."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim hayata yansımasına.. İşin garip bir tarafı var. Birini terk etmek zordur hayatta. Oysa twitterda takip ettiğinizden istediğiniz anda vazgeçiyor, istediğiniz anda yeniden başlıyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat ayında kayıtlı üye sayısı 75 milyonu geçmişti. Her gün yaklaşık 28 milyon tweet mesajı atılıyormuş. Çarpın 140 karakterle. Sonuç hergün karakter sayısı işte bu kadar fazla.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yararı var mı?" diyeceksiniz. "Yok" diyemem. Takip ettiğiniz kişiler doğru kişilerse tv'ye haber düşmeden öğreniyorsunuz herşeyi. Ya da trafik şu yönde tıkalı mı diye sorduğunuzda cevabı geliyor hemen. Bir nevi gizli bir bağ var tanımadıklarınızla aranızda. Tanımadığınız ama bildiğiniz insanlar var twitterda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-1872034535440989507?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/1872034535440989507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/12/twitter.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1872034535440989507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1872034535440989507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/12/twitter.html' title='Twitter'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TRJOyQ7Zo2I/AAAAAAAAAcs/Nvar-bin-4g/s72-c/twitter-haberler.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-6057203792202414957</id><published>2010-12-19T08:49:00.000-08:00</published><updated>2010-12-19T09:03:14.188-08:00</updated><title type='text'>:) Biraz erken başlıyoruz..</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/jPqdi6MX3ig?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/jPqdi6MX3ig?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Videonun başlığı şu: "Kızlar dırdıra kaç yaşında başlar?"&lt;br /&gt;Doğru biraz erken başlıyoruz. Ama neden dırdır ediyoruz acaba?&lt;br /&gt;Belki dinlenilmediğimizdendir çoğu zaman.&lt;br /&gt;Belki sadece biraz olsun anlaşılabilmektir amacımız.&lt;br /&gt;Kısa cümleler kurmamamız belki bizim yaradılışımızdandır kimbilir. Çünkü biliriz biz uzun cümlelerin içinde kısaca anlatabiliriz herşeyi. Ve bilirler biz kısa cümle kurarsak uzunca söyleyecek bir şeyimiz kalmadığındandır.&lt;br /&gt;O yüzden varsın uzun cümleler kurmaya devam edelim. Nefessiz, ardı ardına.&lt;br /&gt;Çünkü bir es verip, kısacık bir cümle kurarsak, bir şeyler bitti demektir.&lt;br /&gt;Ve aslında biz bitsin istemeyiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-6057203792202414957?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/6057203792202414957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/12/biraz-erken-baslyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/6057203792202414957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/6057203792202414957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/12/biraz-erken-baslyoruz.html' title=':) Biraz erken başlıyoruz..'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-3453567509641333233</id><published>2010-11-21T10:21:00.000-08:00</published><updated>2010-11-21T12:17:31.220-08:00</updated><title type='text'>Kafadaki Bayram</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOlvk08A0ZI/AAAAAAAAAbw/-Gn0rxpguwU/s1600/ddf.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOlvk08A0ZI/AAAAAAAAAbw/-Gn0rxpguwU/s320/ddf.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542083494932435346" /&gt;&lt;/a&gt; Özel olarak kutlanan gün; sevinç, neşe diye geçiyor sözlükte bayram kelimesinin anlamı. Yürekte durum biraz farklı. Neşe yanında hüzün çoğu zaman. Belki yitirdiklerinden bir bayram sabahı arifesi.. Belki gidenlerin eksikliğini her sene biraz daha hissettirdiğinden. El öpmeye değil, duaya, bir toprağa bakmaya gittiğinden.. Belki büyüdüğünün farkında oluşundan. Elini öpmelerinin fazlalaştığını fark ettiğinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes bayramı başka yaşıyor vesselam. Kimi hüzünlü, buruk, kimi çocuk yüreğinde sevinçli, kimi yeni elbiselerinde umutlu, kimiyse acı bir kahvenin tadında hatırı arayışlı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şair için bayram bambaşka anlamlara geliyor mesela.&lt;br /&gt;"Benim ayaklarım sana geliyor&lt;br /&gt;Kollarım seni istiyor&lt;br /&gt;Kafamdaki bayram sensin" diyor Suphi Taşhan. Kendi bayramına seslenirken..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimisi sitemli sözlerinde anlatıyor bayramı;&lt;br /&gt;"Bayramım imdi, Bayramım imdi&lt;br /&gt;Bayram ederler yar ile şimdi." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bir şarkıyı hatırlatıyor, mırıldanıp sevinçle, "Bugün bayram erken kalkın çocuklar.." dedirtiyor gülümseterek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram geliyor ve geçiyor. Rüzgar gibi geçti mi bilemem ama bildiğim rüzgarı getirdi uzaklardan. Yüze vuruldu serinliği, güneşi ile yakarken. Islattığını hissettirmeden bir kaç damla gözyaşı misali yağmuru düştü bu şehre. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şehir bu bayram hüzünlü ama güzeldi. Güneşliydi, gülümsetti. Hatırlattı hüzünlendirdi. Göründü, acıttı lakin şifa da verdi.&lt;br /&gt;Bir bayramın arkasından yazıldı bu yazı, kafadaki bayramdan, mırıldanılan şarkıya kadar bahsedildi satır aralarında.. &lt;br /&gt;Sonu da gidenlere selam edilerek bitirilsin..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-3453567509641333233?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/3453567509641333233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/kafadaki-bayram.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/3453567509641333233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/3453567509641333233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/kafadaki-bayram.html' title='Kafadaki Bayram'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOlvk08A0ZI/AAAAAAAAAbw/-Gn0rxpguwU/s72-c/ddf.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-6557439491856874648</id><published>2010-11-20T06:47:00.000-08:00</published><updated>2010-11-20T06:57:32.738-08:00</updated><title type='text'>Söz uçmuyor ama değişebiliyor..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOfhFKwEakI/AAAAAAAAAbg/mGHPrrAbgVs/s1600/Untitled.png"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOfhFKwEakI/AAAAAAAAAbg/mGHPrrAbgVs/s320/Untitled.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541645345404250690" /&gt;&lt;/a&gt; Geçenlerde bir çikolatacının önünden geçerken (ki çikolata denilince akan sular duruyor maalesef) dükkana verilen isim dikkatimi çekti. Marie Antoinette.. Bilenler bilir kendisini ama onu tanımayanlar söylediği bir sözü muhakkak duymuşlardır.  “Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler.” &lt;br /&gt;Antoinette 1755'te Avusturya'nın başkenti Viyana'da doğdu. 18 yaşında Fransa kraliçesi oldu. Şaşalı, zor ve sıkıntılı bir hayat geçirdi. 38 yaşında vatan hainliği suçlamasıyla giyotinle yaşamına son verildi. &lt;br /&gt;Ve aslında o malum sözle tarihe geçti. (Ki bazı kayıtlara göre bu sözü o söylememiştir.) Aslında sözün orjinali "Qu'ils mangent de la brioche" yani çeviri doğru yapılırsa “Ekmek bulamıyorlarsa brioche yesinler”miş. Oxford Compainon to Fodox’u (Oxford yemek rehberi) yazan Davidson, Brioche’un bir çörek olduğundan bahsediyor. Tad olarak ekmeğe benzeyen ama içinde yumurtada olan bir çörek. &lt;br /&gt;Bazı tarihçiler bu sözü kötü niyetle söylemediğini ancak o dönemde propaganda yapmak amacıyla sözün çarptırıldığını söylüyorlar. Ancak söz hala bazı durumlarda dilden düşüyor ve duyuluyor. &lt;br /&gt;“Söz uçar yazı kalır.” derler ya hani, söz de varlığını koruyor öyle ya da böyle. Belki biraz çarptırılarak belki biraz orjinal haliyle.. &lt;br /&gt;(Antoinette ile çikolata ilişkisini kuramayanlar, inanın ben de ilişkiyi anlamış değilim. Hani ekmek fırını, çörekçi, pastacı olsa belki. :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-6557439491856874648?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/6557439491856874648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/soz-ucmuyor-ama-degisebiliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/6557439491856874648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/6557439491856874648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/soz-ucmuyor-ama-degisebiliyor.html' title='Söz uçmuyor ama değişebiliyor..'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOfhFKwEakI/AAAAAAAAAbg/mGHPrrAbgVs/s72-c/Untitled.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-1564224111026970075</id><published>2010-11-19T14:45:00.000-08:00</published><updated>2010-11-19T14:55:49.536-08:00</updated><title type='text'>Rotadan Çıksa Ruhum</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOcAWQ7ZNDI/AAAAAAAAAbY/DHzvnGQEl0g/s1600/s.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 313px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOcAWQ7ZNDI/AAAAAAAAAbY/DHzvnGQEl0g/s320/s.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541398249003889714" /&gt;&lt;/a&gt; Her yıl Patagonya yakınlarındaki soğuk sulardan kuzeye doğru yiyecek aramaya çıkıyorlar. Her yıl biraz daha mesafe kat ederek.&lt;br /&gt;Rotalarını biliyor; küçük adımlarını kaç kez vurucu darbelere dönüştüreceklerini bilmiyorlar. Penguenler gibi bir yaşamımız var çoğumuzun. Rotamızı biliyoruz lakin karşılaşacağımız manzaranın nasıl olacağını bilmeden ilerliyor, bazen yollarda bitap düşüyoruz.&lt;br /&gt;Bazen rotadan çıkma düşüncesi ağır basıyor. Bir çıksam diyor, bir yol alsam bilmediğim diyarlara, bir uzaklaşsam benden, yolun sonunu bilmeden.&lt;br /&gt;Ruhumu bilmediğim bir yolda, bilmediğim yönde sersem güneşin sıcaklığına.&lt;br /&gt;Cesaretim olsa biraz, bıraksam sürümü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-1564224111026970075?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/1564224111026970075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/rotadan-cksa-ruhum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1564224111026970075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1564224111026970075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/rotadan-cksa-ruhum.html' title='Rotadan Çıksa Ruhum'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOcAWQ7ZNDI/AAAAAAAAAbY/DHzvnGQEl0g/s72-c/s.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-8399825390209302286</id><published>2010-11-19T14:32:00.000-08:00</published><updated>2010-11-19T14:40:39.378-08:00</updated><title type='text'>Serzeniş</title><content type='html'>İçi sızlatan melodide vuruyor namesi bilinmezin..&lt;br /&gt;Bir bilinmez ki sormayın gitsin..&lt;br /&gt;Bildik de ne oldu dersiniz şimdi.&lt;br /&gt;Hani biri sizin esaretinizdeydi.. Hani olmuştu çoktan mahkumu..&lt;br /&gt;Hani biri vardı gözleri karaya çalan.&lt;br /&gt;Denize vurdu yosun mu tuttu sevdası?&lt;br /&gt;Hani biri vardı mavi gözlü dev adam.&lt;br /&gt;Kara bir bulut muydu yoksa üzerinde dolaşan?&lt;br /&gt;Biz mi bilemedik sancılarını..&lt;br /&gt;Duyamadık mı sessiz çığlıklarında yankılarını..&lt;br /&gt;Ne zordu yaşanmışlıkları bir sandığa koyup, anahtarını bilinmezliğe atmak.&lt;br /&gt;Bilinmezliği sevmişiz bilemedik.&lt;br /&gt;Ne öğrendik geçen bahardan?&lt;br /&gt;Bahar gelir miydi sahiden&lt;br /&gt;Gelir çalar mıydı kapımızı aniden.&lt;br /&gt;Olmadık zamanı mı bekler teğet geçmeme ihtimalleri gönlümüzün cemresinin..&lt;br /&gt;Oysa onsuz yaşanmazken onunla yaşanmaz oluyormuş, öğrenmişlik de var.&lt;br /&gt;Öğrenmiştik de vardı acısı..&lt;br /&gt;Gözlerinde görmüşlük de var, sözlerinde duymuşluk..&lt;br /&gt;Oysa, sonrası yalan oluyor lebden çıkan kelamların bilmez miyiz?&lt;br /&gt;Bilemedik..&lt;br /&gt;İki dudak arasıydı her şey..&lt;br /&gt;Ayrılığı da, başlangıcı da&lt;br /&gt;İki dudak arasıydı her şey&lt;br /&gt;Bildik&lt;br /&gt;İnandık da sevdik.&lt;br /&gt;Gölgeler içinde kalıp bir siluet arama telaşı karanlık ortasında bizimkisi şimdi.&lt;br /&gt;Çünkü imkansız adına yazgısı baştan.&lt;br /&gt;Baştan konulmuş hicranında acıtan sesi.&lt;br /&gt;Belki..&lt;br /&gt;Belki bir gün şems’i görür arkaya bakmayız.&lt;br /&gt;Lakin vakit şimdi serzeniş zamanıdır. Vakit karanlığı yaşama.&lt;br /&gt;Şems’i görme umudunda hasreti vuslata denk düşürme endişesi taşıdığımız yük..&lt;br /&gt;Belki o yüzden boynumuz bükük..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-8399825390209302286?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/8399825390209302286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/serzenis.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8399825390209302286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8399825390209302286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/serzenis.html' title='Serzeniş'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-5747251699224630630</id><published>2010-11-19T14:28:00.000-08:00</published><updated>2010-11-19T14:31:53.433-08:00</updated><title type='text'>Masal</title><content type='html'>Evvel zaman önce,&lt;br /&gt;uzak bir ülkenin sevilen&lt;br /&gt;Padişahı mutsuzluktan şikâyetçiymiş.&lt;br /&gt;Vezirlerden tutun da halkı bile mutsuzluğuna çare bulamıyormuş.&lt;br /&gt;Büyücüler gelmiş,&lt;br /&gt;şerbetler içirilmiş,&lt;br /&gt;hokkabazlar oynatılmış,&lt;br /&gt;Padişah mutlu olamamış.&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman,&lt;br /&gt;Padişah bir sabah mutsuzluğunun sebebini anlayarak uyanmış.&lt;br /&gt;Meğer herkesin derdine derman ararken,&lt;br /&gt;kendi derdinin farkına varamadığı;&lt;br /&gt;kendi zamanını değil başkalarının zamanında kendine yer aramaktan yorulduğu için mutsuzmuş bizim Padişah.&lt;br /&gt;Her şeyi düşünen halkı ve yardımcıları,&lt;br /&gt;Padişahın da bir insan olduğunu unutmuş.&lt;br /&gt;Onun da bir hayatı olabileceğini gözden kaçırmış,&lt;br /&gt;hüznünü ve sevincini, hatalarını ve sevaplarını görememişler.&lt;br /&gt;Padişah ferman buyurmuş,&lt;br /&gt;“Mutluluğuma çareyi; mutsuzluğuma sebebi buldum!” diye.&lt;br /&gt;“Sebebi “siz”siniz!&lt;br /&gt;Siz bana neler yaptınız?”&lt;br /&gt;diye sıralamış olan biteni onlara kızmadan..&lt;br /&gt;“Bilmeden de olsa beni mutsuzluğa ittiniz.”&lt;br /&gt;Halk ne yapsın..&lt;br /&gt;Bir taraftan “Ah biz ne yaptık?” diye karalara bağlamış, bir taraftan da en sevdiklerinin mutluluğa kavuşmasının sevincine boğulmuş.&lt;br /&gt;Ancak bir gün halkın içinden biri,&lt;br /&gt;Padişahın huzuruna çıkmış.&lt;br /&gt;Geçmiş Padişahın karşısına başlamış konuşmaya,&lt;br /&gt;“Senin bir kulun olarak bende mutsuzluğunun sebebini bulmana çok sevindim. Lakin cüretimi bağışla ama aslında mutsuzluğunun sebebi “biz” değil sendin. İşlerin bu kadar karışmasına, kendi hayatını görmezden gelmene sebep, “biz” değil sendin.”&lt;br /&gt;Sözü kesip “Bu ne cüret!” demiş vezirleri..&lt;br /&gt;Padişah kuluna dönüp “Devam et.”demiş.&lt;br /&gt;“Bu senin hayatındı. Sen istedin bizim hayatımıza bu kadar girmeyi, sen istedin zamanımızda yer bulmayı, sendin dertlerini görmezden gelip, çareleri hep bize saklamayı..Biz sana hiçbir şey yapmadık padişahım. Kendi hayatına senden başkası şekil veremez ki.. Hatalarını görmemize izin vermedin. Sevaplarını gizledin. Senin de bir insan olduğunu unutturdun bize.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-5747251699224630630?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/5747251699224630630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/masal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/5747251699224630630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/5747251699224630630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/masal.html' title='Masal'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-368249943288893728</id><published>2010-11-19T14:18:00.001-08:00</published><updated>2010-11-19T14:27:20.922-08:00</updated><title type='text'>Pazar Sınavları ya da Sazlığımda Mutluyum</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOb5jgz0FwI/AAAAAAAAAbQ/VP4ZVMQ08Hg/s1600/f.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 138px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOb5jgz0FwI/AAAAAAAAAbQ/VP4ZVMQ08Hg/s200/f.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541390780023969538" /&gt;&lt;/a&gt; *İş bu yazı, bir sınav günü yazılmıştı. Bu bloga da eklendi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç kurbağa bir kulenin tepesine çıkmak için yarışacaklarmış.&lt;br /&gt;Kalabalık onları görmek ve alkışlamak için toplanmış.&lt;br /&gt;Yarış başlamış.&lt;br /&gt;Aslında hiç kimse onların bu yarışı tamamlayacağını düşünmüyormuş.&lt;br /&gt;Ve aralarında konuşmaya başlamışlar.&lt;br /&gt;“Boşuna nasıl olsa başaramayacaklar” diye...&lt;br /&gt;Kurbağalar yavaş yavaş cesaretlerini kaybetmeye başlamışlar.&lt;br /&gt;Sadece içlerinden biri söylenenlere aldırmadan yarışı tamamlamaya çalışıyormuş.&lt;br /&gt;Diğer kurbağalar yarışı bırakmış, kalabalık haklı olduğunu görmüş.&lt;br /&gt;Lakin, o içlerindeki sözlere kulak asmayan kurbağa yarışa devam ediyormuş.&lt;br /&gt;Ve yarışı kazanmış, kulenin tepesine çıkmış.&lt;br /&gt;Herkes şaşkınlık içinde bunu nasıl başardığını düşünürken, içlerinden biri dayanamayıp onun yanına gitmiş ve merakını giderecek soruyu sormuş.&lt;br /&gt;Ve anlamış ki “O sağırmış.”&lt;br /&gt;Kıssadan hisse: “Etraftaki negatif düşüncelere kulak asmamalısınız.”&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;Hayat çoğu zaman kulenin tepesine çıkmak, yarı yolda kalmak ve hiç cesaret bile edememekle geçip gidiyor çoğu vakit.&lt;br /&gt;Çoğumuz cesaret bile edemeyenlerdeniz.&lt;br /&gt;Çoğumuz yarı yolda pes edenlerden.&lt;br /&gt;Oysa çok azımız sağır oluyoruz etraftaki olumsuz düşüncelere…&lt;br /&gt;Kulaklarımızı tıkamak yerine, umutlarımızı köreltmeyi tercih ediyoruz.&lt;br /&gt;Başarmanın ve başarmaya giden yolun ötesine geçmek,&lt;br /&gt;belki o yüzden zor zanaatmış gibi geliyor hepimize..&lt;br /&gt;Ya da bazen biz zorluyor, biz sıkıntı yaratıyoruz..&lt;br /&gt;Kulenin tepesine çıkmak gerekmez illaki.&lt;br /&gt;Bazen başarı çok daha farklı olabiliyor çünkü.&lt;br /&gt;Neden mi?&lt;br /&gt;Bugün bir sınav var, haftaya Pazar bir sınav daha..&lt;br /&gt;Sınava gireceklerin yaşları arasındaki fark çok değil..&lt;br /&gt;Beklentileri, ümitleri ve ümitsizlikleri ayrı gayrı değil…&lt;br /&gt;Hepsi dakikalarla yarıştıkları bir maratonu geçme telaşında olacak Pazar Pazar..&lt;br /&gt;Dün akşam rastlantı bu ya sınava girecek biriyle konuşulan telefon konuşmasına tanık oldum.&lt;br /&gt;“Sakın heyecanlanma, sen iyisin, çok çalıştın!” diyordu destek veren..&lt;br /&gt;Sınava girecek kişi ise annesini şikâyet ediyordu ona,&lt;br /&gt;“Bu senin geleceğin, ama kazanamasan da sen benim oğlumsun” dediği için..&lt;br /&gt;Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu değil mi bu?&lt;br /&gt;Geleceği kuleye çıkmak mı yoksa kuleye giden yola girmek mi?&lt;br /&gt;Geleceği bir Pazar günü belirlenen ülkemin torağında,&lt;br /&gt;şu vakit kurbağamı olsam diye düşünmekteyim.&lt;br /&gt;sebebi kurbağa olsanız da olmasanız da tepeye çıkan;&lt;br /&gt;birilerinin sizi hep,&lt;br /&gt;kuleye çıkan ya da çıkamayacak olan kimliğine sokmasından..&lt;br /&gt;Acaba diyorum kendi halinde sazlığımda mı dursam, pazar pazar viyaklamak varken..&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;Aldırmayın bunlara, giriyorsanız sınava bu geleceğiniz değil inanın..&lt;br /&gt;Kendi geleceğinizi siz yaratırsınız.&lt;br /&gt;Hem bir tek sınavla bitseydi her şey,&lt;br /&gt;ülkemin toprağında geleceği olmayan yaşları yirmiye vurmamış bir sürü beşer görürdünüz.&lt;br /&gt;Karamsar olmayın..&lt;br /&gt;Çetin Altan’ın dediği gibi “Enseyi karartmayın!”&lt;br /&gt;Kendi başarı ya da başarısızlık öykünüzü kendiniz yazın..&lt;br /&gt;Yazdırmalarına izin vermeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-368249943288893728?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/368249943288893728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/pazar-snavlar-ya-da-sazlgmda-mutluyum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/368249943288893728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/368249943288893728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/pazar-snavlar-ya-da-sazlgmda-mutluyum.html' title='Pazar Sınavları ya da Sazlığımda Mutluyum'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOb5jgz0FwI/AAAAAAAAAbQ/VP4ZVMQ08Hg/s72-c/f.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-7818648649570034182</id><published>2010-11-19T14:10:00.001-08:00</published><updated>2010-11-19T14:10:36.698-08:00</updated><title type='text'>O kadar..</title><content type='html'>Problem çok aşamalı değildi aslında.&lt;br /&gt;Tüm hafta, hafta sonunu beklersiniz.&lt;br /&gt;Hafta sonu bekleneni getirmezse siz de bekleyen olmaktan vazgeçersiniz.&lt;br /&gt;Çözüm bu kadar basitken anlamı yoktu ki, cevapları kurcalamanın.&lt;br /&gt;Bir musluk kapanmadan, kaç saatte doldurduğunu hayat havuzunuzu.&lt;br /&gt;Ya da karşı şehirden gelen arabanın ne kadar hızlandığının tam da buluşacakken.&lt;br /&gt;Gerek yok sinüsünü bulmanın henüz cosünüsünüz bile can acıtırken,&lt;br /&gt;Sıfat tamlamalarında takılmış ruhumuz, zincirleme isim tamlamasına vurulmuşken.&lt;br /&gt;Problem çok aşamalı değildi aslında,&lt;br /&gt;Biz sadece cevapları zorlaştırdık.&lt;br /&gt;Sorun sadece bundan ibaret.&lt;br /&gt;O kadar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-7818648649570034182?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/7818648649570034182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/o-kadar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/7818648649570034182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/7818648649570034182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/o-kadar.html' title='O kadar..'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-5268652453435790922</id><published>2010-11-19T13:53:00.000-08:00</published><updated>2010-11-19T14:03:27.509-08:00</updated><title type='text'>Yazı mı Tura mı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOb0E6YccII/AAAAAAAAAbA/Wb5YcjOpn2I/s1600/d.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 215px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOb0E6YccII/AAAAAAAAAbA/Wb5YcjOpn2I/s320/d.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541384756754411650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Antik çağda insanlar Tanrıların önemli konularda verdiği kararları en kısa sürede öğrenmek için çeşitli yollara başvuruyorlardı. Örneğin gökkuşağının görüntüsü, şimşeğin sesi, yağan yağmur.. Hepsinin bir anlamı vardı onlar için. Bunlar Tanrıların mesajlarıydı.  Kimi toplumlarda aynı mesaj farklı yorumlansa bile. Örneğin gökkuşağının altından geçmek kimine göre şansken kimine göre cinsiyet değişikliğine yorumlanabiliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu geleceği görme ya da alınan kararların sonucunu bilme yollarından biri de madeni bir paranın havaya atılıp yere düşünce üstte kalacak tarafını önceden bilmeye dayanan şans oyunu olan "yazı-tura". Lidyalıların parayı bulmasıyla paraya şimdikinden daha farklı anlamlar da yükleme işi tam dokuz yüzyıl sonra Julius &lt;br /&gt;Caesar tarafından başlamış. Romalıların kullandıkları tüm paraların bir yüzünde Sezar'ın kafasının resmi vardı. Para havaya fırlatıldığında 'head' (baş, kafa)denilen Sezar'ın kafası taraflı kısmının üste gelip gelmediğine &lt;br /&gt;bakılıyor, bir anlaşmazlığın haklı tarafı tayin ediliyor veya bir dileğin Tanrılar tarafından yerine getirilip getirilmeyeceği anlaşılıyordu. Hatta iş o kadar ciddi boyutlara ulaştı ki 'head and tail (paranın resimsiz kısmı)' yani yazı-tura atma,arazi, evlilik, cinai suçlar gibi konuların yasal mahkeme sonuçlarına bile uygulanıyor, Sezar'ın kafası olan kısmın üste gelmesi, İmparator'un da kararı onaylaması olarak kabul ediliyordu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şans oyunları ya da fal gibi geleceği gösteren şeyler günümüze hala varlığını sürdürecek kadar insanoğlunun hayatında yer alıyor bir şekilde. Nedeni basit. Herkes önceden bilmek istiyor vereceği kararların sonuçlarını. Herkes kötüsünü duymak istemese bile istiyor bahtının geleceğini görmeyi, bilmeyi sonunun ne olacağını. Sadece geleceği mi? Kimi zaman bir masalın sonunu daha kitap bitmeden bilebilmeyi, bir filmin sonunu "son" yazmadan öğrenebilmeyi. İnanmam diyen bile kulak kabartıyor bir fincanın içine. Korksada söyleneceklerden yine de göz gezdirebiliyor bir gazetenin köşesindeki yıldızların verdiği havadislere. &lt;br /&gt;Sayılara, kahvelere, kağıtlara, madeni paralara, çakan şimşeğe, yağan yağmura anlam yüklüyor. Şarkılardan fal tutuyor. Papatyalardan haber bekliyor. Eşiğe basmıyor, merdiven altından geçmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde bir madeni para, atsam havaya ve düşse yere, yazı gelse ne olacak, tura gelse ne olacak bilemiyorum. Çakan şimşek yok. Çıkan bir gökkuşağı, hatta yağan yağmur bile yok bu şehre. Okuduğum masalın sonunu bilme merakı da masalın hüzünlendirdiği sözcükleri okumanın hüznü de çok.&lt;br /&gt;Elimde bir madeni para, sonunu bilmediğim bir şey için havaya atıyorum. Düşmüyor. Havada asılı bekliyor. Bu şehre cemre düştüğünde düşecek biliyorum. Geldiğinde uzaktan. Ve biliyorum aslında o zaman görünecek yazı mı tura mı olduğu masalın sonunun. Bilmesem bile yazının ya da turanın ne ifade ettiğini, biliyorum bileceğim, kabul ettim öyle ya da böyle söylenecek her sonu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-5268652453435790922?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/5268652453435790922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/yaz-m-tura-m.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/5268652453435790922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/5268652453435790922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/yaz-m-tura-m.html' title='Yazı mı Tura mı?'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOb0E6YccII/AAAAAAAAAbA/Wb5YcjOpn2I/s72-c/d.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-6228896303804425913</id><published>2010-11-18T15:22:00.000-08:00</published><updated>2010-11-18T22:25:16.536-08:00</updated><title type='text'>"Al bunu da kır.."</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOW4ORxeoJI/AAAAAAAAAaQ/WIFoS66lP9A/s1600/KALP-K%257E1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 284px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOW4ORxeoJI/AAAAAAAAAaQ/WIFoS66lP9A/s320/KALP-K%257E1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541037471977873554" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOW4KaDGV8I/AAAAAAAAAaI/iPixCEA0LTY/s1600/1946050b.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOW4KaDGV8I/AAAAAAAAAaI/iPixCEA0LTY/s320/1946050b.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541037405479786434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün metroda küçük bir erkek çocuğunun üzerinde yaşına göre büyük laflar eden bir tişört gülümsetti beni.&lt;br /&gt;Eve gelince biraz araştırdım. Kızlar ve erkekler için farklı versiyonu varmış meğerse. Ama ortak paydada aynı şey var, kırılmış ve herşeye rağmen kırılması beklenen kalpler. &lt;br /&gt;Bile bile lades olsakda, çoğu zaman dile gelmeyen sözler. Gülümseten haliyle; &lt;br /&gt;"Al bunu da kır." :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-6228896303804425913?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/6228896303804425913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/al-bunu-da-kr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/6228896303804425913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/6228896303804425913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/al-bunu-da-kr.html' title='&quot;Al bunu da kır..&quot;'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOW4ORxeoJI/AAAAAAAAAaQ/WIFoS66lP9A/s72-c/KALP-K%257E1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-2952250895210331303</id><published>2010-11-18T09:12:00.000-08:00</published><updated>2010-11-19T13:48:23.638-08:00</updated><title type='text'>Sevinçleri Önceden Hazırlamak</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TObwf3kC_iI/AAAAAAAAAa4/w4gnpZBrrfI/s1600/5188481991_35bff71647.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 299px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TObwf3kC_iI/AAAAAAAAAa4/w4gnpZBrrfI/s320/5188481991_35bff71647.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541380821807726114" /&gt;&lt;/a&gt;"Her ânın kendine özgü yeniliğini yaşa; sevinçlerini önceden hazırlama." demiş André Gide. &lt;br /&gt;Sözü duyar duymaz sevdim. "Bir metnin içine girmeli bu defa da benim için" diyip boş bir sayfanın başına, peşi sıra gelecek sözcüklerin önüne ekleyiverdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevinçlerinizi önceden hazırlamaktan çok, her anın kendine özgü yeniliğini yaşamak kısmında takıldım durdum. Galiba en çok unuttuğumuz kısmıydı bu. Ya da en çok unuttuğum. Zira programlı ve planlıyımdır hep. Ayağı yere basmak, hevesin kursağında kalması ve kaderci olmak üçgeninde savrulur dururum. Çünkü belki de ben buyum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-2952250895210331303?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/2952250895210331303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/sevincleri-onceden-hazrlamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/2952250895210331303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/2952250895210331303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/sevincleri-onceden-hazrlamak.html' title='Sevinçleri Önceden Hazırlamak'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TObwf3kC_iI/AAAAAAAAAa4/w4gnpZBrrfI/s72-c/5188481991_35bff71647.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-7139136121717272604</id><published>2010-11-18T08:48:00.001-08:00</published><updated>2010-11-18T08:52:35.019-08:00</updated><title type='text'>Zaman</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVZuFwu6lI/AAAAAAAAAZI/y5Ag9CM9Boo/s1600/g.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 262px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVZuFwu6lI/AAAAAAAAAZI/y5Ag9CM9Boo/s320/g.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5540933564904696402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir gün bir bakıyorsunuz hayatınızın orta yerindesiniz, bir bakıyorsunuz sonlarını yaşıyorsunuz. Bir yerlerini kaçırmışsınız gibi geliyor seyrettiğiniz filmin. Her karesini bizzat yaşayan benliğiniz nasıl unutuveriyor anlayamıyorsunuz.&lt;br /&gt;Koparıp attığınız takvim yaprağında kalıyor gizemi.&lt;br /&gt;Zaman böyle bir şey sanırım.&lt;br /&gt;Kimi zaman en büyük yandaşınız, sırdaşınız, yareniniz&lt;br /&gt;Kimi zamansa en büyük düşmanınız.&lt;br /&gt;Kelebek olmak için çırpınan bir tırtılın yaşamını düşünün ve onun zamanını.&lt;br /&gt;Doğum ve ölüm arasındaki sürecini.&lt;br /&gt;Her hazanda göç eden leyleklerin zamana kanat çırpınışını.&lt;br /&gt;Doğada ki her canlı zamana ayak uyduruyor.&lt;br /&gt;Gözünüzü yollara dikip, beklemenize gerek kalmadan geçiyor.&lt;br /&gt;Zaman;&lt;br /&gt;saatli maarif takvimi değil aslında başucunuzda duran.&lt;br /&gt;Her kopardığınız takvim yaprağı yeni bir güne delalet.&lt;br /&gt;Her yeni gün eski bir gün aslında. Dün dündür diyenler yanılır o yüzden, dün aslında bugündür.&lt;br /&gt;Bugün dün.&lt;br /&gt;Yarın dün..&lt;br /&gt;Yaraları sarar mı, derde deva mıdır bilemem. Bildiğim zamana ayak uydurarak geçiyor ömür ya da zaman bize ayak uyduruyor. Değerleriniz, yargılarınız, kimi zaman inançlarımız değişiyor.. Yıkılan her şeye, yeni şeyler ekleniyor ve her yeni şey yeniden eskiyor. Unutuyor benliğiniz. Akreple yelkovanın hareketini durduramadan geçiyor. Ne gariptir ki, hiç düşündürmüyor bu hayat savaşında kendini ve sinsice ilerliyor. Koparıp attığınız takvim yaprağında kalıyor gizemi.&lt;br /&gt;Siz kendi filminizi izleye dururken; o makarayı sarıyor arka pencereden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-7139136121717272604?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/7139136121717272604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/zaman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/7139136121717272604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/7139136121717272604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/zaman.html' title='Zaman'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVZuFwu6lI/AAAAAAAAAZI/y5Ag9CM9Boo/s72-c/g.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-6389824775521846126</id><published>2010-11-18T08:44:00.000-08:00</published><updated>2010-11-18T08:46:49.451-08:00</updated><title type='text'>Eşik</title><content type='html'>Adımınızı atmışsanız ileriye doğru; ötesindesiniz demektir, gerisine bakmak yanlış olur. Geriye doğru adım atmışsanız önünüzü görme şansınız kalmamıştır. Ya da başka deyişle sizin önünüz de geriniz de yön olarak artık değişmiştir. Değişen başka bir şey de karar vermiş olduğunuz yönün gerisinde kalanlar, korkular, acılar, sevinçler ve sevdalar “yaşanmamışlıklar” hanenize eklenir, hesap defteriniz de alacak ve verecek nizamı tutmaya başlar.&lt;br /&gt;Zordur seçim yapmak. Hele de verilecek karar ile kalemi kırılaacaksa gönlün.&lt;br /&gt;Durumun en iyi yanı ise, “verilmiş karardır” nihayetinde. “Yönümü çizdim!” diyebilme cesareti ve coşkusu pişmanlıkların ötesine geçer, yazgı artık sizin kaleminizde şekillenmeye başlar..&lt;br /&gt;Ya tam ortasında duranlar ne yapsın?&lt;br /&gt;Ne onun ötesinde, ne gerisinde durma kararını veremeyenler.&lt;br /&gt;Ya tam da üzerinde duranlar!..&lt;br /&gt;Onun üzerine basılınca-üzerinde durunca hurafe anlayışına göre mi ya da yine bir inanışa göre mi dersiniz “günah” sayılıyormuş. Belki günah oluşu kararı vermenin getirdiği zorluktandır. Üzerinden atlayıp yönü çizebilmektir maksadı.&lt;br /&gt;Lakin, günah çekicidir çoğu zaman. O yüzdendir tam üzerinde çoğumuzun duruşu.&lt;br /&gt;Adım atmak ne de zor gelir.. Karar vermek. “Beri de mi, öte de mi durmak?” sorusuna cevap vermek ya da başka bir deyişle..&lt;br /&gt;Bir şeyler ortaya çıkacaktır kararı verince, biraz kabartı yürek denizinin diplerinde. Başlangıç noktası yakınında durmanın getirdiği küçük sarsıntılar; şiddeti belirgin, belirsiz hissettiğiniz.&lt;br /&gt;Bir basamak ilerisinde ve gerisinde durmaya sebep sancılar duyduğunuz…&lt;br /&gt;Meskeni olursunuz tam ortasında işte bu yüzden.&lt;br /&gt;Sarsıntılara alışır, sancıları seversiniz gün geçtikçe..&lt;br /&gt;Her şey iyi hoştur artık.. Ya da karar verememenin getirdiği acıyı, sarsıntılara alıştım diyerek, sancılara kucak açarak merhem edersiniz.&lt;br /&gt;Onun tam da üzerinde durmak işte böyle bir şeydir.&lt;br /&gt;Onun suçu var mıdır?&lt;br /&gt;Sanmam..&lt;br /&gt;Onun suçu yoktur.&lt;br /&gt;Türk dil kurumuna göre sadece;&lt;br /&gt;“Psikoloji’de; Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta.&lt;br /&gt;Coğrafya’da; Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar.&lt;br /&gt;Mecazi anlamda; Başlangıç yeri, başlangıç noktası yakını.&lt;br /&gt;Temel anlamda ise; Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamaktır” taşıdığı sorumluluk.&lt;br /&gt;Sadece 4 harftir ya da.. Topu topu 4 harf.&lt;br /&gt;Ne gereği var, ne anlamsız değil mi;&lt;br /&gt;ona bu kadar anlam yükleyip dar vakitlerde,&lt;br /&gt;bir de üstüne kelamlar etmenin..&lt;br /&gt;Ve ne kadar anlamlı değil mi hayat denen oyunda üzerinde mi, ardında mı, gerisin de mi durduğunuz sorusunun cevabı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-6389824775521846126?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/6389824775521846126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/esik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/6389824775521846126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/6389824775521846126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/esik.html' title='Eşik'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-8416319068828676050</id><published>2010-11-18T08:36:00.000-08:00</published><updated>2010-11-18T08:41:33.190-08:00</updated><title type='text'>Sebebi Hallerimiz</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVXNVqxetI/AAAAAAAAAY4/DdAu81dqVCE/s1600/4287385022-f53c2c6542.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVXNVqxetI/AAAAAAAAAY4/DdAu81dqVCE/s320/4287385022-f53c2c6542.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5540930803215727314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Vakti zamanında hasreti vuslata denk düşürmek için yazılan nameler&lt;br /&gt;Süslü kelamların olduğu mektuplar varmış.&lt;br /&gt;Gözlerinizden öpüleceğiniz buseler, sağlıcakla kalacağınız temennileriniz;&lt;br /&gt;gurbetten gelen utangaç hallerinize sebep cümlelerinizle süslenirmiş ak kağıt.&lt;br /&gt;Vakti zamanında duygu denen hissiyat kendini kaleme sarar,&lt;br /&gt;gönlünü bahşedermiş geniş zamanlara.&lt;br /&gt;Abdülhak Hamid, Lüsiyen'ine yazdığı mektuplara "Bahar-ı Ömrüm" diye başlarmış.&lt;br /&gt;Dört duvar arasında, kafesteki pencerede beklenirmiş postaları taşıyan adam.&lt;br /&gt;Sırtındaki çuvalından size de pay düşecek mi diye çarparmış yürek..&lt;br /&gt;Kurutulmuş çiçeklerin solgun yüzünü görme, sevdiceğin kokusunun sızısını alma telaşı yaşanırmış bedende.&lt;br /&gt;Oysa...&lt;br /&gt;Her gün posta kutusuna bakan gözlerimiz var mı şimdilerde?&lt;br /&gt;Bir posta kutumuz var mı ahşaptan?&lt;br /&gt;Banka kartı ekstrelerimiz, telefon faturamız,&lt;br /&gt;birkaç reklam broşürümüz dışında bize ait olan bir name var mı avucumuzda?&lt;br /&gt;Kaçınız bekler sırtında çuvalını taşıyan adamı?&lt;br /&gt;Kaçımız bekliyoruz üzerine dökülen göz yaşlarıyla ıslanmış beyaz kağıtları?&lt;br /&gt;Taahhütlü, kayba uğramadan yerine ulaştırılacak mektuplarımızı..&lt;br /&gt;“Mektubunda diyorsun ki gel gayri / Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım." diyecek kadar kaçımız Bekir Sıtkı kadar masum ifade edebildi hasretin vuslatını...&lt;br /&gt;Deli dalgalarında “delete” tuşuna basıyor hayat ne yazık..&lt;br /&gt;Enterla gidiyor kısa kelamlarımız uzaktaki, yakın bildiklerimize.&lt;br /&gt;Sebebi hallerimiz iki satıra denk bugünlerde..&lt;br /&gt;Sebebi hallerimiz azalan harflerimiz, sözcük yetersizliğimiz kendimizce..&lt;br /&gt;Ömrümün baharı ile başlayan nameleri okumamışlığımızın eksikliği belki de..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-8416319068828676050?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/8416319068828676050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/sebebi-hallerimiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8416319068828676050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8416319068828676050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/sebebi-hallerimiz.html' title='Sebebi Hallerimiz'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVXNVqxetI/AAAAAAAAAY4/DdAu81dqVCE/s72-c/4287385022-f53c2c6542.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-1367604517542092516</id><published>2010-11-18T08:30:00.000-08:00</published><updated>2010-11-18T08:32:53.691-08:00</updated><title type='text'>Beklemek..</title><content type='html'>Kocaman bir denize oltasını atmış divanenin biri. Beklemiş.&lt;br /&gt;Beklemiş ama ne gelen varmış ne giden..&lt;br /&gt;Yanına gelenler uzaklaş demiş, başka yerlerde salla şansını.&lt;br /&gt;Umudunu yitirmemiş bizimki, beklemiş.&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman olta sallanıvermiş.&lt;br /&gt;Küçük bir kıpırtı.&lt;br /&gt;Yavaş yavaş çekmiş yukarı, sarmış yavaş yavaş.&lt;br /&gt;Kıpırtı durmuş. &lt;br /&gt;Korkmuş bizimki, yine beklemiş.&lt;br /&gt;Neyi beklediğini bilmeden beklemiş..&lt;br /&gt;Divane demişler, akıllıdan saymamışlar.&lt;br /&gt;Gelen geçen gülmüş.&lt;br /&gt;İnsan neyi beklediğini bilmeden bu kadar da beklermiymiş?&lt;br /&gt;Bizimki üç vakte kadar diyip durmuş, üç vakte kadar..&lt;br /&gt;Vakit dar demişler, umursamamış.&lt;br /&gt;Gider, kaçar demişler, aldırmamış.&lt;br /&gt;Oysa deniz büyükmüş.&lt;br /&gt;Deniz karanlık.&lt;br /&gt;Söylemişler, dinletememişler.&lt;br /&gt;Beklemiş bizimki&lt;br /&gt;Neyi beklediğini bilmeden.&lt;br /&gt;Beklenen gelmiş de elinden mi kaçırmış bilemeden.&lt;br /&gt;Günün birinde yaşlı bir bilge gelmiş yanına divanenin.&lt;br /&gt;Demiş ki;&lt;br /&gt;Kötü niyetli değilsin anladım ama oltanın ucundaki iğneyi unutmuşsun sen.&lt;br /&gt;O iğne varken nasıl gelir beklenen.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-1367604517542092516?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/1367604517542092516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/beklemek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1367604517542092516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/1367604517542092516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/beklemek.html' title='Beklemek..'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-2108290955827733868</id><published>2010-11-18T08:18:00.000-08:00</published><updated>2010-11-18T08:25:26.326-08:00</updated><title type='text'>Mimlenmek-Mimlemek</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVTAlkZ5TI/AAAAAAAAAYo/o_p-Pg_esB8/s1600/30134940po1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVTAlkZ5TI/AAAAAAAAAYo/o_p-Pg_esB8/s200/30134940po1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5540926186099172658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem öyle;&lt;br /&gt;Kendimle ilgili yedi maddeyle başlamam gerekmiş önce,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir; Yazıya ne gün merak sardığımı biliyorum. Günü hatta saatine kadar. O gün elime kalemi aldım ve yazdığımı daha doğrusu söyleyemediklerimi söylediğimi fark ettim. Ben yazıya .... günü saat 12.00'den sonra başladım. Gün gelir sorarlarsa bana, küçüktüm demeyeceğim, diyemeyeceğim yazıya sevdalanmamın seceresi bende gizli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki; İkizler burcuyum ben. Bir tarafım kalk gidelim der, bir tarafım miskinliğe davetçi. Gülümseyen tarafımın içinde hüzün, hüznümün içinde beni besleyen bir gülümseyen tarafım var. Herkes gibi değil ama herkes gibiyim. Haziran doğumlu olmanın da, haziranda ölmenin de zor olduğunu bilirim. Ruhum deli fişek. Aklım bazen benden önde giden, uçuşan bir kelebek. İkizlerim işte.. Ötesi yok. İki yanımı kabullenmiş, üstüne sevmiş de biriyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç; Bu blog sevdasının da nereden geldiğini bilirim. Bir masal kahramanım vardı. O dedi.. Yazıyorsun bir blogun olsun. Olsun ki kenarda köşede yazdıkların gitmesin, kenarı da köşesi de bu blog olsun dedi. Masal okundu bitti. Kahramanım gitti. Blog kaldı geriye. Bir nevi yadigar. Ondan herşeyden vazgeçerim belki gün gelir, ama belkisi yok vazgeçemem blogumdan biline.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört; Daha üç maddem var. Acaba ne yazsam diye düşünmekteyim. Bu da benim huyum işte. Bu maddeyi yazmadan diğerlerinde aklım. Bu huyumu pek de sevmeyen biriyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş; Bir hayalim var. İçinde bir kaç hayal barındıran. Günü gelip olursa şayet, işte o gün ne olur diye düşünmekteyim. Çünkü "Peki ya hayalim olduktan sonra ne olacak?" derdine bile düşmekteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altı; Babaannem istedi öğretmen olmamı. İyi ki de istemiş. Ben bir öğretmenim. Bu mesleği en çok onlarla olduğum için, çocukları sevdiğim için sevmekteyim. "Babaannem, sen göremedin ama ben bir öğretmenim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi; Son madde.. Bu maddenin orjinali farklıydı değiştirdim. Yerine sadece ... koyuyorum. Çünkü üç noktanın söylediğini bilen bilir, bilirim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-2108290955827733868?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/2108290955827733868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/mimlenmek-mimlemek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/2108290955827733868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/2108290955827733868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/mimlenmek-mimlemek.html' title='Mimlenmek-Mimlemek'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVTAlkZ5TI/AAAAAAAAAYo/o_p-Pg_esB8/s72-c/30134940po1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-8664891975266921352</id><published>2010-11-18T08:13:00.000-08:00</published><updated>2010-11-18T08:15:52.968-08:00</updated><title type='text'>Herkese benden bir Prozac.. Demli olsun..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVRH8GoiPI/AAAAAAAAAYg/z5nJfjFfjuk/s1600/prozac2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 135px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVRH8GoiPI/AAAAAAAAAYg/z5nJfjFfjuk/s200/prozac2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5540924113384147186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün gelir, dünyadan kendinizi soyutlarsınız. Ya da belki soyutlaştırmışlardır. Yetmez bir de umutsuzluk, çaresizlik peşi sıra takip eder ruhu. Dünya dönüyorken, siz durursunuz. Zaman sizin için akmaz olur. Nefes yetmez, yürek atmaz olur. Şanslıysanız, çekip çıkarsınız içinden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Sağlık Örgütü (WHO), son yıllarda depresyon vakalarının arttığını bildiren makaleler yayınlamaya başladı. Öyle ki biraz da korkutucu bir senaryoyla işin ciddiyetinin farkında olup olmadığımızı sordu. Sormaya da devam ediyor..Dünya üzerinde yüzde 3 oranında depresyon hastası var.Gerçekten depresyona girmişseniz hayattan hiç mi hiç zevk almazmışsınız, konuşamaz, uyuyamaz, hatta yıkanamaz...Bir nevi sadece nefes almakmış yaptığınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki son zamanlarda etraftakilerin içiniz biraz sıkılsa adını koyası bir sözcüğü var."Şarkılarda var, hayatlarda olmaz mı?" demeyin. Biz sözcükleri öyle rahat kullanıyoruz ki, anlamını bilmeden anlamlar yüklüyoruz. O yüzden kolay kolay "depresyondayım" dememek lazım işin ciddiyetini düşününce. Sıkışmış, kenara kıstırılmış gibi olur ruhunuz zamanı gelince, ama depresyon başka işin ciddiyetini bilince. Antidepresanlara umudu bağlayınca. Biliyor musunuz bu dünyada yaşadığım şehrin nüfusu kadar Prozac kullanan varmış. İşin pek de ilginç olmayan yanı her beş kadında bir, her on erkekte birmiş. Yani kadın bünyesi depresyona daha bir açık. Daha çabuk kırılan bir ruha sahip. Bazen tek bir cümle (bilmiyorum nasıl söylenir'le başlayan), bazen bir görüntü, ani bir değişiklik, büyük bir acı ve çoğu zaman bir kalp ağrısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle şeylere tanık oluyorsunuz ki "Herkese benden bir Prozac.. Demli olsun.." demek geliyor işin ciddiyetini düşünmeyince. İşi biraz olsun mizaha vurunca.&lt;br /&gt;Belki de bu yazı da ondan düştü aklıma. Bir nevi işin ciddiyetini düşünüp, WHO'nun o kadar da kolay değil ve durum ciddi demesiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayata gülümseyin, antidepresanınız umut, mutluluk, sevgi olsun..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-8664891975266921352?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/8664891975266921352/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/herkese-benden-bir-prozac-demli-olsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8664891975266921352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8664891975266921352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/herkese-benden-bir-prozac-demli-olsun.html' title='Herkese benden bir Prozac.. Demli olsun..'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVRH8GoiPI/AAAAAAAAAYg/z5nJfjFfjuk/s72-c/prozac2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-3935928605067221699</id><published>2010-11-18T08:09:00.001-08:00</published><updated>2010-11-19T13:51:24.436-08:00</updated><title type='text'>Kamançaka</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/SeG5bCMyQSI/AAAAAAAAAN0/orIQhi_fTdk/s1600-h/su.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323740108626739490" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/SeG5bCMyQSI/AAAAAAAAAN0/orIQhi_fTdk/s320/su.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Atmosferin aşırı yoğunlaşmasından kaynaklanan ender görülen bir doğa olayı "Kamançaka".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde Santral İstanbul'da gezdiğimiz "Herkes İçin Su" sergisinde en dikkatimi çeken bölümdü "Kamançaka'nın öyküsü."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney Amerika'da Şili'nin geniş bir bölgesinin üzerinde neredeyse kalıcı bir sis bulutu bulunuyormuş. Bölgede tatlı su bulunmadığı için halk değişik bir yöntem bulmuş su arayışı içine girip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bulutların suyunu yakalamak.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu'nun dara düşünce yapamayacağı şey yok dedirten cinsten bir buluş. Büyük metal ağlar geliştirmişler önce. Bu ağları dağların en tepesine yerleştirmişler. Sis bulutlarını yakalamış bu ağlar. Bir metre kare büyüklüğündeki bir ağdan 5 litre su elde edebiliyorlarmış. Bu ağlardan bölgede 2400 metre kare genişliğinde varmış ve toplamda günde 10000-12000 litre su toplanabiliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili biraz araştırma yapınca Şili'de suyun borsası olduğunu buldum. "Su hakları birer tapu niteliğinde olup, borsası oluşmuştur. Su hakkına sahip bir kişi (debisine göre) bu hakkini borsada satabilmekte veya bankada ipotek ettirip kredi alabilmektedir." ibaresi ile karşı karşıya kaldım bir sitede. 15 milyon insanın yaşadığı Şili'de nüfusun dörtte birine 200 bin metre küpten az su düştüğünü, suyun yüzde 70'inin tarım alanında kullanıldığı bildirilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyu nasıl kullanmak gerektiğini bir kez daha düşünüyor insan gezip görünce sergiyi. Yaşadığımız Dünya'da paylaştığımız su kimimize çok, kimimize az düşüyor ne yazık. Ve ne yazık aslında bitiyor bir şekilde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-3935928605067221699?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/3935928605067221699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/kamancaka.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/3935928605067221699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/3935928605067221699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/kamancaka.html' title='Kamançaka'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/SeG5bCMyQSI/AAAAAAAAAN0/orIQhi_fTdk/s72-c/su.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-8059149515045283936</id><published>2010-11-18T07:59:00.000-08:00</published><updated>2010-11-18T08:07:40.441-08:00</updated><title type='text'>Pandeli</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/SWjLoi0PK2I/AAAAAAAAAJQ/f72Kh0S9q5s/s1600-h/h.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289701659747756898" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/SWjLoi0PK2I/AAAAAAAAAJQ/f72Kh0S9q5s/s320/h.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289700999324789090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/SWjLCGjIaWI/AAAAAAAAAJA/q00Jq2qjkZo/s320/CIMG2729.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Pandeli, 1901 yılında Pandeli Çobanoğlu tarafından kurulmuş. Pandeli'ye uğramak için Mısır Çarşısı'na Eminönü tarafındaki girişinden giriyorsunuz. Hemen sol taraftaki kapıyı açıp merdivenlerden yukarı çıkmanız yeterli. Merdivenleri çıkış için yorucu, zira dik bir yokuş misali. İnişte haliyle bir o kadar kolay. Pandeli'deki en etkileyici şey hem girişin hem de masaların olduğu yerin duvarlarında kullanılan turkuaz malzeme. Pandeli'nin pencerelerinden Eminönü'nü izleyebiliyor, iç taraftaki pencerelerinden ise Mısır Çarşısını takip edebiliyorsunuz. Özellikle öğle saati yaklaştıkça içerisi kalabalıklaşıyor. Emektar garsonlarını görmek, Osmanlı-Türk mutfağından tatlar tatmak, manzarası ve tarihi açısından bir kere de olsa gidip görülecek bir yer Pandeli..&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gelelim tarihine;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Pandeli Çobanoğlu hayli kalabalık bir Rum ailenin evladı. İstanbul'a göçmeleriyle geçim sıkıntısına biraz olsun katkı sağlamak amacıyla çalışmaya başlamış. Bir gün, Kürkçü Han'daki köftecinin camında gördüğü "Bulaşıkçı aranıyor" ilanıyla hayatını farklı bir yönde değiştirmiş. Burada yemek yapmanın püf noktalarını öğrenmiş. Sonrasında da kendi lokantasını kurmuş. Lakin 6-7 Eylül olaylarında lokanta tahrip olmuş. Rivayet mi yoksa gerçek mi bilmiyorum o olaylardan sonra hayata küsmüş ve kendini içkiye vermiş. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Zaman herşeyin ilacıdır derler ya.. Pandeli için de aynı şey olmuş. Zaman ilaç olmuş sıkıntılara. 1956 yılında iç dekorasyonla yeniden hizmete açılmış.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-8059149515045283936?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/8059149515045283936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/pandeli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8059149515045283936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/8059149515045283936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/pandeli.html' title='Pandeli'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/SWjLoi0PK2I/AAAAAAAAAJQ/f72Kh0S9q5s/s72-c/h.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-5311445903733038765</id><published>2010-11-18T07:58:00.001-08:00</published><updated>2010-11-18T07:58:56.898-08:00</updated><title type='text'>Leyleklerin Erken Göçü</title><content type='html'>Gitmeyi ne kadar çok istediniz? Gidip görmemeyi, gidip dönmemeyi..&lt;br /&gt;Bir kalemde silip her şeyi ve her şeye yeniden başlamayı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leylekler daha erken göçecek, daha erken gidecekmiş bu sene.&lt;br /&gt;Yaşamaları ait olmamalarına bağlı hiçbir yere.&lt;br /&gt;Oysa aitlik değil midir çoğu zaman ayakta tutan varlığı..&lt;br /&gt;Düşünün bir kere bir şehre ait değilsiniz, bir ülkeye ait değil.&lt;br /&gt;Hiçbir yer aslında size ait izler taşımıyor bu yüzden..&lt;br /&gt;Siz kendi izinizi kendinizde saklı kılıp, gidiyorsunuz hep.&lt;br /&gt;Tam da alışmışken, biri ya da birileri “Hadi!” diyor, vakit bu zaman..&lt;br /&gt;Çünkü hayat aitliği kabul etme şansı vermiyor bazılarımıza işte..&lt;br /&gt;Ne sorduğunuz soruların bir cevabı var, ne sorduğunuz soruların bir anlamı bu yüzden..&lt;br /&gt;Bavulunuz hep hazır yolculuklara..&lt;br /&gt;Gitmelere ve dönmelere..&lt;br /&gt;Aşk da aitliğe izin vermiyor çoğu zaman..&lt;br /&gt;Ait olduğunuzda, sahiplendiğinizde boğuluyorsunuz.&lt;br /&gt;Boğuyorsunuz..&lt;br /&gt;O öyle diyor… Anlam veremiyorsunuz.&lt;br /&gt;Zaman diyorlar adına ya hani.&lt;br /&gt;Hani her şeyin yegane ilacı..&lt;br /&gt;Git, dinlen, uzaklaş diyorlar..&lt;br /&gt;Oysa ibaret sizde kalan;&lt;br /&gt;Gidip döndüğünüzde elinizde koca bir yalan..&lt;br /&gt;Ne unutuyor, ne yeni fırtınalara yelken açıyorsunuz artık.&lt;br /&gt;Yalansa en kolay savunma aracınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının başına dönün şimdi;&lt;br /&gt;Gidip görmemeyi, gidip dönmemeyi istediniz mi hiç?&lt;br /&gt;Var mıdır cesaret, var mıdır serde;&lt;br /&gt;Bir kalemde silip her şeyi, her şeye yeniden başlayacak kadar delilik..&lt;br /&gt;Unutmak var mıdır?&lt;br /&gt;Gidip döndüğünüzde bir bahar,&lt;br /&gt;geçen bahara dair izler taşımamak&lt;br /&gt;leyleklerin peşi sıra ardına kanat çırpmak ve ait olmamak bu yüzden..&lt;br /&gt;Bu yüzden acı da çekmemek, bedel de ödememek…Geçmişimi kaybettim, hükümsüzdür diyebilmek…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-5311445903733038765?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/5311445903733038765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/leyleklerin-erken-gocu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/5311445903733038765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/5311445903733038765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/leyleklerin-erken-gocu.html' title='Leyleklerin Erken Göçü'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7873532294349560695.post-5555258350947069447</id><published>2010-11-18T07:09:00.001-08:00</published><updated>2010-11-18T12:13:41.626-08:00</updated><title type='text'>Merhaba</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVcBlwZBFI/AAAAAAAAAZQ/kTIkM133YOk/s1600/blog_tasten.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVcBlwZBFI/AAAAAAAAAZQ/kTIkM133YOk/s320/blog_tasten.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5540936098933965906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Blogda yenilemeler yaptık. &lt;br /&gt;Havadan, sudan, görünenden, yenilenden, sebebi hallerden, sebeplerden, ordan burdan çalakalem yazılarla.. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7873532294349560695-5555258350947069447?l=gdemirbilek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/feeds/5555258350947069447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/merhaba.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/5555258350947069447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7873532294349560695/posts/default/5555258350947069447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gdemirbilek.blogspot.com/2010/11/merhaba.html' title='Merhaba'/><author><name>Gülnur Demirbilek</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-kqO03WiyCX4/TkJZ9IjZgjI/AAAAAAAAAds/WR-IwwO6dyU/s220/foto%25C4%259Fraf.PNG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gFeifcXHLJQ/TOVcBlwZBFI/AAAAAAAAAZQ/kTIkM133YOk/s72-c/blog_tasten.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
